Ekin ER, 2019 yılında grafik ve fotoğraf eğitimine lisede başlamış olup, 2023 yılı itibariyle Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde ve Anadolu Üniversitesi AÖF’nde fotoğraf eğitimine devam etmektedir.
Görmek, çoğu zaman gördüğümüzle sınırlıymış gibi düşünülür. Oysa 200nm - 1200nm’lik
spektrumun ortalama 400nm - 700nm’lik kısmını görülmektedir. İnsan gözü için görünmeyen
bu alanlardan biri de kızılötesi ışın bölgesidir. Kızılötesi fotoğrafçılık, bu görünmeyen alanı
görselleştirmeye çalışan deneysel bir yaklaşım sunar; bilinenin, görünenin hatta toplum tarafından
“gerçek veya doğru” olarak kabul edilenin ötesine geçerek görülmeyeni gösterir.
Kızılötesi çekimlerde elde edilen görüntüler, alıştığımız zaman ve mekan algısını bir süreliğine yok
eder. Alıştığımız belki de devamlı içinde bulunduğumuz o yerler bir anda sürreal sahnelere dönüşür;
doğa, sanki başka bir gezegenin yüzeyiymiş gibi görünür. Bu değişim, yalnızca teknik bir olay
değildir. Bir görüntü ne zaman “doğru”dur? Her şey gördüğümüzden mi ibarettir?
Bu bağlamda kızılötesi fotoğrafçılık yalnızca bilimsel değil, sanatsal ve felsefi yönlere de sahiptir.
Bu projede kullandığım kameralar, filtreler vb. sadece bir araçdır; fakat bu araçlar alışılagelmiş algı
kalıplarını kırarak farklı açılardan bir an’a bakmamızı sağlar.
Bu projenin de başlığı olan “Görülmeyeni Görmek: Gerçeğin Ötesine Bir Bakış”, yalnızca var
olan teknik bir süreci değil, aynı zamanda algıya dair olan sorgulama sürecini de ifade eder. Bu
başlık, gerçekliğin yalnızca gördüğümüzden ibaret olmadığını hatta gördüğümüzün çoğu zaman
yanıltıcı olabileceğini vurgulamaktadır, “gerçek” dediğimiz şeyin sınırlarını yeniden düşünmemizi,
sorgulamamızı sağlar.
SIFIR NOKTASI: Kaçış, bireyin varolduğu alandan kaçışını ele almaktadır. “SIFIR NOKTASI” bireyin üzerine
yüklenen tüm kimliklerin yok olduğu ve sadece kendisiyle kaldığı “an”dır. Bu an’lar büyük bir kayıp sonrasında
şehir değişikliği yapıldığında, tek başına kalınca, gecenin bir yarısı veya yolda yürüdüğümüz zaman işin özünde yaşadığımız
zamanın büyük bir kısmında yaşanmaktadır. “SIFIR NOKTASI”nın alt başlığı olan “Kaçış” ise bireyin
üzerine yüklenen tüm bu kimliklerden kaçışını ifade etmektedir. Bu projede kaçış bir kurtuluştan ziyade
bir yüzleşmedir, çünkü her ne kadar kaçmaya çalışırsak çalışalım yine o sıfır noktamıza dönüyoruz.
Her kent, üzerinde yaşayanların kolektif hafızasıyla nefes alır. Ancak modern kentsel dönüşüm, bu
hafızayı tazelemek yerine onu katman katman silen, yerine tek tipleştirilmiş bir grilik bırakan agresif bir
mekanizmaya dönüşmüştür. İstanbul’da doğup büyüyen bir birey olarak gerçekleştirdiğim bu çalışma;
çocukluğumda piknik yapılan ormanlarının içinden geçen otobanlara, mahalledeki son boş arsanın lüks bir
konuta dönüşmesine ve eski askeri alanların devasa siteler tarafından yutulmasına tutulan kişisel ve görsel
bir kayıttır. Şehir, onu hatırladığım ilk ana kıyasla her geçen gün bir parça daha yok olmaktadır.
Yokoluş, İstanbul’un durdurulamaz betonlaşma dalgasını ve kentin geçirdiği mutasyonu belgeleme
arzusundan doğmuştur. Geçmişe ait fotoğraflar ve görsel hafıza katmanları olmasaydı, bugün içinde
yaşadığımız gri ve karamsar gerçekliği kanıksayacak, şehrin hep bu formda olduğunu düşünecektik.
Bu betonlaşmanın burada durmayacağını, daha da artarak ilerleyeceğini bilmek, kentin bugünkü distopik
“yeni normalini” geleceğe aktarma sorumluluğunu ve belgeleme zorunluluğunu beraberinde getirmiştir.
Çalışmaları genel olarak toplumsal ve çevresel konuları ele almaktadır. Ele aldığı konuları geleneksel baskı yöntemleri ve güncel
olarak çeşitli sanat disiplinleriyle birleştirerek görsel bir anlatım sunmaktadır.
Eğitim
2019-2023 Şehit Yüzbaşı Yusuf Kenan MTAL - Grafik ve Fotoğraf/Fotoğraf
2023-Devam Anadolu Üniversitesi AÖF - Fotoğrafçılık ve Kameramanlık
2023-Devam Maarmara Üniversitesi GSF - Fotoğraf