Çalışmaları, doğum–yaşam–ölüm döngüsünü sembolik bir yaklaşımla ele alır ve gerçek ile metafor arasındaki sınırda dolaşan kurgulanmış sahneler üzerinden psikolojik derinlik yaratır. Tarkovsky, Bergman ve Béla Tarr gibi yönetmenlerden ilham alan Türközü’nün fotoğrafları, doğrudan temsilden çok sessiz anlatılar sunar.
Felsefeye, sanat tarihine ve resimde, sinematografide ve mitolojide kullanılan sembollere özel bir ilgisi vardır. Kuşlar, süt, tül ve satranç taşları gibi tekrar eden motifler; saflık, dönüşüm, kırılganlık ve bilinçdışı temalarına dair araştırmalarını yansıtır.
Ağırlıklı olarak doğal ortamlarda çalışan sanatçı, sıradan anların arketipsel ve şiirsel bir tona büründüğü görüntüler arar. Son yıllarda Almanya’da çeşitli sergilerde yer almış ve sembolik– varoluşçu anlatılar üzerine uzun soluklu projelerini sürdürmektedir.