Sanatın; beden ile ruhun, arzu ve talebin, özne olmak ve nesne olmanın, iç ve dışın kesiştiği yerden doğduğunu düşünüyorum. Yaratı bu nedenle kişiye özgü ve biricik olmalıdır.
Kendi çalışmalarımın aktüel yaşantımdan ve kişisel hikayemden etkilenmemesi bu nedenle mümkün değildir.
Çalışmalarım dile dökülemeyenin, imsel olanın ancak duygusunu hissedebildiğimin birer gösterenidir. Tekinsizlik, tedirgin bekleyişler, yolda olmanın hüznü çalışmalarımdaki beni güdüleyen temel duygulardır. Görünür olan değil görünenin ardındaki her zaman daha fazla ilgimi çekmiştir.Bu nedenle görünürü görünmez kılan sis, gren, pencere, cam zaman zaman seçtiğim nesnelerdir.